Adana Tarihi Eserleri Ve Turistlik Yerleri

1 yorum:
Adana ili tarihi ve tabii güzelliklerle doludur.

Kaleler: Adana’da çok sayıda tarihi kale vardır. Ceyhan’dan, Tarsus’a kadar 40-50 dağ kalesi olup bunlardan meşhur olanları şunlardır:

Adana Kalesi: Abbasi Sultanı Halife Harun Reşid tarafından, eskiden kalan kale yıkıntıları üzerine 781’de yaptırılmıştır. 1836’da Adana’yı işgal eden Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından yıktırıldığı için bugün temellerinin bir bölümü kalmıştır.

Evliya Çelebi seyahatnamesinde; “Dört köşeli çevresi dört yüz adımdır. Yedi kulesi, iki kapısı vardır” der. İlk devirde yapılan kalenin bir duvarı nehire dayanmış olup, diğer üç kenarı hendeklerle çevrilidir ve 7 burcu vardır.

(Kestanbol) Ayas Kalesi: Ceyhan’ın 30 km uzağındadır. Yumurtalık ismiyle anılır. Kale ortaçağda yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman Han 1536’da tamir ettirmiş ve “Sahil Kulesi” ismi verilen bir kule ilave ettirmiştir.

Yılanlı Kale: Ceyhan’a 6 km uzaklıktadır. Halk arasında ismi (Şahmeran)’dır. Misis’e yakındır. Ortaçağda Haçlı seferleri esnasında kurulmuştur. Taş yapı ve 9 kuleli olup, tepe üzerindedir.

Anavarza Kalesi: Kozan’ın 22 km kuzeydoğusundadır. M.Ö. 9. asırda Asurlular tarafından yapılmıştır. 795 senesinde Abbasilerin eline geçmiştir. Sonra Ramazanoğulları’nın eline geçmiştir. On dördüncü asırda kullanılmaz olmuştur. Roma ve Bizans devrinde tamir edilmiştir. Justiniaus tamir ettirmiştir. Kozan ilçesinin Dilekkaya (Anabarza) köyü yakınındadır.

Toprak Kale: Toprak bir tepe üzerindedir. Osmaniye’nin 8 km batısında bulunan kale, Adana’nın doğusundadır. Çukurova’yı güneyden gelecek saldırılara karşı korumak için yapılmıştır. M.Ö. 3. asırda yapılmış olup Romalılar, Abbasiler, Selçuklular, Ramazanoğulları ve Osmanlılarca tamir edilmiştir. Duvarları ayaktadır.

Kozan Kalesi: Kozandadır. Asurlular tarafından yapılmıştır. 44 kulesi vardır. Çevresi yaklaşık 6 km'dir. Defalarca tamir görmüştür. Kısmen ayaktadır.

Cem Kalesi: Ortaçağdan kalmadır. Cem kale ismi sonradan verilmiştir. Roma çağı kalıntıları vardır. Kadirli yakınındadır.

Kurtlar Kalesi: Adana’nın doğusundadır. Ortaçağda yapılmıştır. Birçok kere tamir edilmiştir. Bahçe ilçesindedir. Bazı duvarları durmaktadır.

Sirkeli: Ceyhan yakınlarında Hitit Höyüğüdür. Kazılarda M.Ö. on ikinci asra ait eserler bulunmuştur.

Sis Kale: Ceyhan civarındadır. Ortaçağa aiddir. Geçen asır tamir gördüğü halde harabe halindedir.

Milvan Kale: Adana’ya 48 km uzaklıktadır. Karaisalı yakınlarındadır. Ortaçağda yapılmıştır. Halen yıkıntı halindedir.

Annaşa, Haruniye, Hemite, Bucak, Dumlu, Feke, Cardak, Kum, Savranda, Semen kaleleri ile Toprakkale, Adana’daki diğer kalelerdir.

Hasan Ağa (Kethuda) Camii: Eski caminin hemen arkasındadır. Planı, Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. 1558’de Ramazanoğlu Piri Paşa zamanında Ramazanoğlu Halil Beyin kölesi Abdullah oğlu Hasan Kethüda ile azadlı köle Atike tarafından yaptırılmıştır (1501-1703). Klasik devir Osmanlı cami mimarisinin Adana’daki tek örneğidir. İnşası 25 sene süren camiin güney duvarında, 1671’de Çukurova’ya gelen Evliya Çelebi’nin imzası vardır.

Akça Mescid: Adana il merkezinin en eski binası ve Adana’da bulunan en eski Türk eseridir. 1409 senesinde Ağaca Bey isimli bir Türkmen ağası tarafından yaptırılmıştır. Tipik bir Selçuk mimari karakterini aksettiren kapısının, taş oyma motiflerinin ve cami içindeki minberinin büyük sanat değeri vardır. Minaresinin süsleri dikkat çekecek güzelliktedir.

Eski (Yağ) Cami ve Medresesi: Adana merkezinde ve çarşı içindedir. “Yağ Camii” ismi ile de anılır. Ramazanoğulları devrinde yaptırılmış olan bu cami Osmanlı devrinde esaslı bir bakım görmüştür. 1558’de Piri Paşa, caminin yanına bir de medrese ilave ettirmiştir. Sarı renkli taştan (küfeki) yapılmış giriş kapısı, on dört-on beşinci asrın bir san’at şaheseridir. İnşaatına 1501’de başlanmıştır. Bu cami yapılmadan önce aynı yerde kilise vardı.

Ulu Cami ve Medresesi: Ramazanoğulları tarafından yapılan en büyük ve meşhur bir camidir. Hala dimdik ayaktadır. Osmanlı devrinde tamirat görmüştür. İnşaatına 1513’de başlanmış ve inşaat 1541’de Piri Mehmed Paşa tarafından bitirilmiştir. Selçuklu, Memluk ve Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşır.

Stalaktikli ve arabesk süsleme çift bordürle bezenmiştir. Bütün kemerlerinde, doğu avlu kapısının iç ve dış cephesinin yapımında siyah-beyaz mermerler kullanılmıştır. Mihrabı mermerdendir. Üst bölümlerinde bulunan yarım daire içinde on altı ve on yedinci asır çinileri dikkati çeker. Beyaz zemin üzerinde lacivert, kırmızı firuze renklerle stilize nar ve erik çiçekleri, hançer yaprakları ile süslü motiflerin sanat değeri yüksektir.

Alemdar Mescidi: 1748’de Alemdar Kul Mustafa Hasan Ağa yaptırmıştır.

Mestanzade Camii: 1682’de Mestanzade Hacı Mahmud Ağa yaptırmıştır.

Cuma Fakih Camii: 1541’de Cuma Fakih isimli bir zat yaptırmıştır.

Ali Dede Mescidi: 1704’de Ali Dede isimli bir şahıs adına Rakka valisi Mehmed Paşa yaptırmıştır.

Ceyhan-Ulu Camii: 1868’de Nogay Abdülkadir Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Ceyhan Kurt Kulağı Camii: Ceyhan’a 12 km uzaklıkta 1601’de Haydar Ağa tarafından yaptırılmıştır. 1659’da Mimar Mehmed Ağa tarafından tamir ettirilmiştir.

Yeni Cami: Adana’dadır. 1724’de yapılmış, tek minareli ve Osmanlı mimari özelliğini taşır.

Küçük Mescid: Ramazanoğullarından Halil Bey tarafından 1482’de yaptırılmıştır. Bir ara depo olarak kullanılmıştır.

Yeşil Mescid: Gencizade Hacı Mahmud tarafından 1741’de yaptırılmıştır. Kubbesini örten yeşil kiremitleri nedeniyle bu adla anılmaktadır.

Kozan Hoşkadem Camii: Kadirli’dedir. 1448’de Mısırlı Türk-Memluk beylerinden Emir Abdullah Hoşkadem tarafından yaptırılmıştır.

Diğer camiler: Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde, Adana’da irili ufaklı 70 cami ve mescidin bulunduğunu yazmaktadır. Kemeraltı Camii ve Tahtalı Camii, Kadirli Hamidiye Camii, Bahçe Agimbey Camii bunlardandır.

Türbeler: Adana’da yer alan türbelerden bazıları şunlardır:

Ramazanoğlu Türbesi: Ulu Caminin bitişiğindedir. 1541’de Piri Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Oyma taş işçiliği ile süslüdür. Türbenin içi on altıncı yüzyıl çinileriyle kaplıdır. Türbede, Ramazanoğlu Halil Bey ile torunları Mustafa Bey ve Mehmed Şah yatmaktadır.

Şehid Duran Mezarı: Adana’nın kurtuluşunda Fransızlar’a karşı ilk verilen şehidin bulunduğu mezardır. Sed boyundadır.

Ağcabey Kümbeti: Bahçe ilçesindedir. Ağca Bey’in oğlu Mehmed Ağa’nın türbesidir. Annesi tarafından 1856’da yaptırılmıştır. Kesme taştan, kare biçiminde ve tek kubbeli olarak inşa edilmiştir.

Hanlar ve çarşılar; Gön Hanı: 1530’da Ramazanoğlu Piri Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Üç yüz altmış dükkanlı ve bedestenlidir. Hanın tamamı yıkılmıştır. Geriye sadece giriş kapısı kalmıştır. Eski kapı 1960’ta restore edilmiştir.

Tuz Hanı: Ulu Cami mahallesindedir. Kitabesinden 1497’de Ramazanoğlu Halil Bey’in yaptırdığı anlaşılmaktadır. Han düzgün taşlarla örülmüştür. Çeşitli zamanlarda tamir gören hanın bir bölümü yıkıktır. Batı köşesinde küçük bir mescid vardır.

Havraniye (Misis) Kervansarayı: Ceyhan ilçesine bağlı Havraniye köyündedir. Selçuklulardan kalma eski bir kervansarayın yerine Sultan Dördüncü Mehmed’in emri ile sadrazam Köprülü Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde sadece giriş kapısı kalmıştır.

Kurt Kulağı Kervansarayı: Ceyhan ilçesinin Kurtkulağı köyü yakınında eski Halep kervanyolu üzerindedir. 1659’da Hüseyin Paşa tarafından Mimar Mehmed Ağaya yaptırılmıştır. Günümüze kadar sağlam olarak gelmiştir.

Soluhan Kervansarayı: Kozan ile Feke ilçeleri arasında eski Kozan-Kayseri kervanyolu üzerindedir. Selçuklu-Osmanlı mimari tarzı özelliklerini taşıyan bir handır.

Hamamlar, Çarşı Hamamı: Adana hamamlarının en eski ve en büyüğüdür. 1529’da Ramazanoğullarından Piri Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Çeşitli zamanlarda tamir gören hamam, 1945’de restore edilmiştir.

Irmak (Yalı) Hamamı: Eski Roma hamamı üzerine Ramazanoğullarından Halil Bey, 1494’te yaptırmıştır. Seyhan Nehri kıyısında olup, suyunu buradan alır.

Mestan Hamamı: 1682’de Ramazanoğullarından Mestanzade Hacı Mahmud Ağa tarafından Mestanzade Camii’nin bir vakfı olarak yaptırılmıştır.

Yeni Hamam: 1720’de Musahalıoğlu Mustafa Bey tarafından yaptırılmıştır. Diğer hamamlara benzemektedir.
Diğer tarihi ve turistik yerlerden bazıları da şunlardır:

Taş Köprü: Seyhan Nehri üzerindeki şehrin iki yakasını birleştiren taş köprü, Romalılardan kalmadır. 3.10 m yüksekliğinde 13 m genişliğinde 21 gözlü ve taştan yapılmıştır. On yedinci asırda esaslı bir tamir görmüştür. Sultan Üçüncü Ahmed (1713) Adana valisine taşköprünün tamiri için ferman göndermiştir. 1847’de ise, Sultan Abdülmecid Han tamir ettirdi. Günümüzde yirmi bir gözden sadece on dördü kalmıştır.

Adana’nın sembolü olan kule, 1882’de Adana valisi Abidin Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kare prizma şeklinde olup, 32 m yüksekliğindedir. Şehrin merkezinde olan kule, şehrin Fransız işgalinden kurtulmasında, genç kızların işlediği Türk bayrağının asılması ile bayrağa gönderlik etti.

Adana Bölge Müzesi: Kuruköprü semtindeki Rum kilisesinde, bir düzenleme neticesinde açılmıştır. Müzede 69 sikke, 2950 arkeolojik değeri olan eser, beş bin etnografik değeri olan eser, 3500 mühür, Osmanlı devrine ait 346 mahkeme kararı bulunmaktadır.

Misis Mozaik Müzesi: Adana’ya 20 km uzaklıkta ve Seyhan Irmağı kenarındadır. Hitit, Roma, Bizans, İslam (Arap, Selçuk ve Osmanlı) devirlerine ait pekçok tarihi eser vardır. Ayrıca dördüncü asırdan kalma bir kiliseden çıkarılan mozaikler burada saklanmaktadır.

Gastabala (Hieropolis): Osmaniye’nin 12 km kuzeyindedir. Hitit ve Asurlulardan kalma tarihi bir şehirdir.

Şar (Comana): Tufanbeyli’nin 20 km kuzeyindedir. Hitit, Roma ve Bizans devrinde önemli bir yerleşme merkezi idi. Hitit anıtı ile meşhurdur.

Kaplıcaları: Adana il sınırları içinde yedi kaplıca vardır. Bu kaplıcalar değişik hastalıklara iyi gelmektedir. Haruniye kükürtlü kaplıcaları cilt ve romatizma hastalıklarına iyi gelir. Kurttepe, Alihocalı, Misis ve Kodes içmeleri mide ve barsak hastalıklarına faydalıdır. Osmaniye yakınlarındaki Gebeli içmesinin suyu idrar söktürücü olarak bilinir. Tahtalıköy Kükürtlü Kaynağı cilt hastalıklarına ve isiliğe iyi gelir.

Mesire yerleri: Adana’nın zengin doğal güzellikleri vardır. Seyhan Barajı ve Sarıçam Koruluğu özellikle şehir merkezinin dinlenme yeridir. Kapız, il merkezinden 35 km uzaklıkta eşsiz güzellikleri ile tanınan bir yerdir. Çakıt Suyu, çam ormanları ve dağ dorukları Kapız’a ayrı bir güzellik verir. Aslantaş piknik yeri ve Karatepe milli parkı, Adana merkezine 122 km’dir. Burada bulunan açık hava Hitit Müzesi, çevrenin tabii güzelliğini tarih ile birleştirmektedir.

Anavarza: Ceyhan civarında eski çağların önemli bir şehridir. M.Ö. 6. asırda kurulmuştur. Asur, Roma, Bizans, Müslüman-Arap ve Türk devirlerine ait eserlerce zengindir. Kale, su kemerleri, anfi tiyatro, mozaikleri ve stadyum kalıntıları meşhurdur.

Arkadius devrinde Kilikya’nın Tarsus'tan sonra ikinci büyük şehri idi. M.S. 526’da çok şiddetli zelzele ile yıkıldı. Justinaus, şehri yeniden yaptırdı. Halife Harun Reşid devrinde şehir Müslümanların eline geçti. Sonra Ramazanoğullarına ve 1516’da Yavuz Sultan Selim Han devrinde Osmanlı Devletine katıldı.

Karatepe: Adana’nın 120 km kuzey doğusundadır. Hitit kralı Asitavandes tarafından M.Ö. 4. asırda kurulmuştur. Kale, kral evleri, heykel ve yazıları günümüze kadar gelmiştir.

Kadirli: Tarihi bir şehirdir. Kiliseden camiye çevrilen Ala Cami, ortaçağ yapısı Cem Kalesi ile Roma çağına ait kaya kabartmaları en meşhurlarıdır.

Sirkeli Kabartması: Adana-Ceyhan karayolunun 45’inci kilometresindedir. Hitit krallarından Muvattalish’in kayalar üzerine işlenen dev bir tasviridir. M.Ö. 1200 senesinde yapılmıştır.

Yaylalar: Adananın yazı sıcak ve bunaltıcı olur. Halkın bir kısmı yaz aylarında yaylalara çıkarlar. Yaylalar yemyeşil ve serindir. Başlıca yaylaları Pozantı, Nemrun, Zorkun, Horzum ve Börücek’tir. Nemrun Yaylası çok güzel manzaralıdır.

Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde Adana için şunları yazar: Ramazanoğulları Camii, dört büyük sütun üzerine oturan yüksek kubbeli olarak yapılmıştı. Kubbenin tepesindeki alemin parlaklığından gözler kamaşır. Caminin içi, dışı tamamen çinidir. Mihrap ve minberini tarif etmek güçtür. İçerisinde çok değerli avize ve kandiller vardır. Müezzin mahfeli, ince sütunlar üzerinde oturtulmuş bir köşk gibidir. Avlusu küçük, renkli taşlarla döşenmiştir. Avlunun çevresinde yirmi üç sütuna oturan yirmi kubbeli ve halılarla döşeli bir sofa bulunmaktadır. Caminin sol yönünde, kurşun örtülü bir kubbe içinde Ramazanoğlu gömülüdür.

Evliya Çelebi, Adana’da ayrıca küçüklü-büyüklü 70 cami ve mescidin bulunduğunu söyler. Onun ifadesine göre Adana’da 8700 ev ve konak vardır (Yaklaşık olarak 40-45 bin nüfus). O devir için Adana, Anadolu’nun en büyük şehirleri arasında sayılır. Osmanlı Devletinin eyalet merkezlerinden biridir. Evliya Çelebi şöyle devam etmektedir: “Bilginleri çoktur. Halkı ehl-i sünnettir. Bir dar’ül kurra, üç dar’ül-hadis, kırk çocuk mektebi vardır. İki hamamı olup, biri yalı tarafında Paşa Hamamı, diğeri çarşı içerisinde Eski Hamamdır. On yedi han vardır. Çarşı içerisindeki Ramazanoğlu Hanı, yüz yirmi odalıdır. Etrafındaki üç yüz altmış dükkan dahi Ramazanoğlu yapısıdır. Ayrıca şehir içerisinde yüz otuz dükkan ve kale gibi büyük bir bedesteni vardır. Bunlar da Ramazanoğulları devrine aittir. Şehir, nehirden yüksek olduğundan dolaplar vasıtası ile alınan sular, şehre taksim edilir.)


Adana Tarihi Eserleri Ve Turistlik Yerleri [Arşiv] - 4umTurk

Adana Cami ve Mescitleri

Hiç yorum yok:
Adana Cami ve Mescitleri

Ulu Cami (Seyhan)

Ulu Cami, Ramazanoğullarından Halil Bey tarafından 1527’de yapımına başlanmış, 1544’de de oğlu Piri Mehmet Bey tarafından tamamlanmıştır. Adana’nın Ziya Paşa Parkı’nda bulunan bu caminin yanında türbesi, medresesi ve meşruta evleri bulunmaktadır.

XVI.yüzyılda yapılan bir Osmanlı eseri olmasına rağmen mimari yapısında Emevi, Selçuklu, Memluklu etkileri de görülmektedir. Caminin duvarları siyah ve beyaz renkli mermer taş bloklarından yapılmıştır. 32.50x34.50 m. ölçüsündeki camiye doğu ve batısındaki iki ayrı kapıdan girilmektedir. Siyah ve beyaz renkli mermer taş blokları ile yapılmış olan her iki giriş kapısında da Ramazanoğlu Halil Bey’in temellerini attığını belirten h.913 (1513) ve h.948 (1541) tarihli kitabeleri bulunmaktadır. Bunlardan Selçuklu üslubunda yapılmış olan batı kapısında iki yılan kabartmasının bulunduğu bir kubbesi ile bir yazıt daha dikkati çekmektedir. Caminin ibadet mekanını örten büyük kubbe 12 köşeli bir kasnağa oturmuştur. Kıble duvarı XVI.yüzyılın İznik çinileri ile süslü olup, buradaki mihrabın üstü yine aynı şekilde İznik çinileri ile bezenmiştir. Oldukça sade beyaz mermerden minberinde h.916 (1520) tarihi ile Piri Mehmet Paşa’nın ismi okunmaktadır. Doğu kapısının yanında tek şerefeli, üzeri saçakla örtülü minaresinin gövdesi dört köşe bir kaide üzerine, sekiz köşeli renkli taşlardan yapılmıştır.

Caminin doğu bitişiğinde 29x30 m. Ölçüsündeki medrese 1540 yılında güneydoğusundaki Ramazanoğlu türbesi 1541 tarihinde yapılmıştır. Caminin yanında Vakıf Sarayı ve Tuzhanı bulunmaktadır. Kaynaklarda Vakıf Sarayı’nın harem dairesi, Tuzhanının da selamlık olduğu yazılıdır. Yapı topluluğunun güneyindeki Ziya Paşa Parkı’nda Ziya Paşa’nın mezarı bulunmaktadır.



Eski Cami (Yağ Camisi) (Seyhan)

Ramazanoğulları döneminde XV.yüzyılda şehrin merkezinde, eski Belediye Caddesi’nde Büyük Çarşı denilen semttedir. Bertrandon da la Brokiel bu caminin olduğu yerde St.Jean Kilisesi’nin bulunduğunu belirtmiştir. Evliya Çelebi de bu camiden söz ederken aynı yerde eski bir kilisenin olduğunu yazmıştır. Bugünkü cami Selçuklu mimarisi özelliğini göstermektedir. Eski kilisenin temelleri ve kalıntıları üzerine oturtulan bu caminin mihrabının eski apsisden kaldığı sanılmaktadır. Selçuklu üslubunu yansıtan sarı taştan son derece görkemli bir giriş kapısı bulunmaktadır.

Caminin medrese kapısındaki yazıta göre Ramazanoğlu Halil Bey’in isteği ile 1501’de, kiliseden camiye dönüştürüldüğü, 1525’te minaresi, 1558’de Piri Mehmet paşa tarafından medresesinin yaptırıldığı öğrenilmektedir. Selçuklu Ulu Cami plân düzeninde olup, ibadet mekânı dikdörtgen biçiminde dört sıra sütunla beş nefe ayrılmıştır.



Yeni Cami (Seyhan)

Adana Özeller Caddesi’nde bulunan bu caminin avlu kapısı üzerindeki iki yazıttan 1724’te Adana’nın zenginlerinden Abdülrezzak Antaki’nin camiyi, 1729’da Abdullah bin Ali Paşa’nın da minaresini yaptırdığını öğreniyoruz. Halk arasında Antaki ismiyle de tanınan bu camide Memluklu mimarisinin etkileri açıkça görülmektedir.

Dikdörtgen plân düzeninde, kesme taştan caminin güney duvarı taş işçiliği ile dikkati çekmektedir. İbadet mekânı iki paye ve dört sütunun taşıdığı 10 küçük kubbe ile örtülüdür. Yakın tarihlerde de caminin önüne oldukça geniş bir son cemaat yeri eklenmiştir.Güneybatı yönünde şerefesi saçakla örtülü, gövdesi zikzak süslemeli minaresi bulunmaktadır.



Akça Mescit (Seyhan)

Ramazanoğulları’ndan Akça Ağa tarafından 1409 yılında yaptırılmıştır. Cami 1770, 1830, 1867 ve 1959 yıllarında önemli onarımlar geçirmiştir. Selçuklu mimari özelliklerinin açıkça görüldüğü bu camide, giriş kapısı çevresini kuşatan bordürler tam bir Selçuklu eseridir. Ayrıca buradaki taş süslemeler ile geometrik şekiller arasına yerleştirilmiş kuş figürlerinin de dini bir yapıda kullanılmış olması oldukça dikkat çekicidir.

Büyük ölçüde köfeki taşından yapılan bu cami, dış görünüşü itibarı ile aynı zamanda bir türbeyi andırmaktadır. İbadet mekânı 7.30x7.30 m. ölçüsünde kare plânlıdır. İbadet mekânının üzeri yüksek bir kasnak üzerine oturan bir kubbe ile örtülüdür. Giriş kapısı üzerinde dört satırlık h.1184 (1770) tarihli onarım kitabesinde Hasan Ağa tarafından yeniden onarıldığı yazılıdır.


Hasan Ağa (Hasan Kethüda) Camisi ( Seyhan)

Ali Ağa Mahallesi’nde Yağ Camisi’nin arkasındadır. Ramazanoğlu Halil Bey’in kölesi Hasan Kethüda ile diğer azatlı köle Atike tarafından 1558 yılında yaptırılmıştır. Yapının mimarı bilinmemekle beraber bazı kaynaklarda Mimar Sinan’ın eseri olduğu belirtilmişse de, bu konu açıklık kazanamamıştır. Cami 1813 yılında büyük bir onarım görmüştür.

Kesme taştan yapılmış olan cami, dört yuvarlak sütunun taşıdığı üç kubbe ile örtülü iki bölüm halindedir. Bunlardan camiyi örten büyük kubbe dört duvar üzerine oturmaktadır. Son cemaat yeri iki bölüm halindedir. İbadet mekânı 10.70x10.70 m. ölçüsündedir. Müezzin mahfili ve mihrabı ağaçtan olup, siyah ve beyaz mermerlerle bezenmiştir. Tek şerefeli minaresi kesme taştan klasik üslupta olup, 1730’da yapılmıştır. Giriş kapısının kuzey duvarı bitişiğinde Lale Devri’nde yapılmış bezemeleri andıran oymalı süsler dikkati çekmektedir.

Caminin ilk kitabesi yerinde bulunmamaktadır. Adana’dan 1671’de geçen Evliya Çelebi’nin imzalı bir yazıtı caminin güney duvarındadır. Caminin bahçesinde Piri Mehmet Paşa tarafından öldürülen Hasan Ağa’nın mezarı bulunmaktadır. Ulu Caminin yapımını yöneten Hasan Kethüda buradan arttırdığı malzemeyle, ondan daha güzel olduğu söylenen bu camiyi yaptırmıştır. Söylentiye göre buna kızan Piri Mehmet Paşa Onun başını kestirmiştir.


Hoşkadem Cami (Kozan)

Kozan İlçesi’nde çarşı içerisindedir. Memluklu Emiri Abdullah Hoşkadem tarafından 1448’de yaptırılmıştır. Ulu Cami plân düzeninde olan bu yapı Memluk mimarisi üslubundadır.

Kesme taştan dikdörtgen plânlı caminin giriş kapısı renkli mermerlerle süslü olup, içerisi çok az sayıda pencere ile aydınlatılmıştır. Zeminden yüksek olan camiye on bir basamaklı bir merdivenle çıkılmaktadır. Tek şerefeli minaresi yakın tarihlerde yapılmıştır.


Kurtkulağı Camisi (Ceyhan)

Adana ili Ceyhan İlçesi’ne 30 km. uzaklıkta, Eski Halep kervan yolu üzerinde bulunan Kurtkulağı Camisi, kuzey duvarındaki kitabesinden öğrenildiğine göre h.1010 ( 1601) yılında Haydar Ağa tarafından yaptırılmıştır. H.1070 (1659) yılında yanına bir de kervansaray eklenmiştir.

Kesme taştan yapılmış olan cami iki bölümden meydana gelmiş olup, dikdörtgen planlıdır. Önünde duvarlarla çevrilmiş olan küçük avlunun kıble yönünün üzeri de kapatılmış ve eyvanlı yazlık bir bölüm haline getirilmiştir. Caminin ikinci bölümünü oluşturan dikdörtgen planlı bölümün üzerini iki büyük sekizgen kasnaklı kubbe örtmektedir.

İbadet mekânında iki sıra halinde altışar sütun bulunmaktadır. Caminin dikkat çeken bölümü ilk yapılışına ait olan minaresidir. Kuzeydoğu köşesinde, avlu giriş kapısı üzerinde küçük ölçüdeki bu minare bugün yeni yapılmış olan minare ile büyük bir tezat oluşturmaktadır. Minarenin boyu öylesine kısadır ki şerefe çıkıntısı caminin beden duvarları ile aynı düzeydedir. Caminin kuzeybatı köşesinde 1960’lı yıllarda yapılmış olan briket minare bulunmaktadır.



Ulu Cami (Ceyhan)

Camiyi Koban göçmenlerinden Abdülkadir Ağa 1868’de yaptırmıştır. Mimari yönden önemi olmayan bu cami, 1946 yılında genişletilmiştir. Duvarları tuğla ile örülü olup, son eklemelerle kubbe sayısı 15’ten 25’e çıkarılmıştır.


Cuma Fakih Mescidi (Seyhan)

Ulu Cami Mahallesi’nde Kale Kapısı semtindedir. Cuma Fakih tarafından 1541’de yapılan camiyi, Mehmet Zabit ve Mehmet Arif kardeşler 1891’de onarmışlardır. Küçük ve basit bir yapı olup, duvarlarında yuvarlak kemerli ikişer penceresi bulunmaktadır.



Alemdar Mescidi (Seyhan)

Başocak Mahallesi’nde Alemdar Hacı Mustafa Hasan Ağa tarafından 1748’de yaptırılmıştır. Üzeri kubbe ile örtülü, kare plânlı küçük bir camidir. Duvarlarında ikişer penceresi vardır. Mihrabındaki zikzak bordür dışında herhangi bir süsleme elemanına rastlanmamaktadır.



Ali Dede Mescidi (Seyhan)

Ali dede Mahallesi’ndedir. Urfa Valisi Mehmet Paşa tarafından 1704’te, Ali Dede’nin adına yaptırılmıştır. Kare biçiminde tek kubbeli, küçük bir cami olup, 1952 yılında batı duvarı yıkılarak yanına kemerli bir yapı eklenmiş ve cami büyütülmüştür. Son cemaat yeri sivri kemerlerle birbirine bağlanmış sütunlar üzerine oturtulmuş küçük kubbelerle örtülüdür.



Hasır Pazarı Mescidi (Seyhan)

Yağ Camisinin yakınında Hasır Pazarı Sokağı’ndadır. XVII.yüzyıldan kalan bu caminin banisi bilinmemektedir. Klasik Osmanlı mimarisi üslubunda kare plânlı, küçük kubbeli bir camidir.



Memiş Paşa Camisi (Seyhan)

Sofubahçe Mahallesi’nde Valilik binasının yakınındadır. Adana Valisi Memiş Paşa tarafından 1825’te yaptırılmıştır. Bu caminin bulunduğu yerde eskiden Havutoğlu Mescidi bulunuyordu. Mimari yönden önem taşımamaktadır.



Mestanzade Camisi (Seyhan)

Mestanzade Mahallesi’ndedir. Ramazanoğulları’ndan Mestanzade Hacı Mahmut Ağa tarafından 1682’de yaptırılmıştır.

Kesme taştan kare planlı bir cami olup, üzerini küçük bir kubbe örter. Duvarlarında sivri kemerli ikişer pencere bulunmaktadır. Helvacı Musaoğlu İsmail (Çankaya) 1948 yılında minaresini yenilemiştir. Ayrıca Pazar Caddesi’ndeki Mestanzade Hamamı da bu caminin vakfıdır.



Şeyh Zülfa Camisi (Seyhan)

Hürriyet Mahallesi, Depo Caddesi’ndedir. Şeyh Zülfa (Zilo) tarafından 1844’te yaptırılmıştır. Kesme taştan kare plânlı olup, küçük bir kubbe ile üzeri örtülüdür. Mihrap ve minberi oldukça sadedir. Şeyh Zülfa’nın mezarı da mescidin bahçesindedir.



Yeşil Mescit (Seyhan)

Tepebağ Mahallesi’ndedir. Gencizade Hacı Mahmut tarafından 1751’de yaptırılmıştır. Kubbesini örten yeşil kiremitlerden ötürü de halk arasında Yeşil Mescit olarak tanınmaktadır.

Sarı renkli kesme köfeki taşından olan cami, kare plânlıdır ve üzeri tek kubbe ile örtülüdür. Adana Müzesi’nce 1941’de, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından da 1965 yılında onarılmıştır. Caminin yuvarlak kemerli giriş kapısı üzerindeki h.1165 (1751) tarihli iki satırlı yazıtta ismi geçen medreseden bugün hiçbir iz kalmamıştır. Ayrıca caminin kıble duvarı üzerinde de iki yazıt daha bulunmaktadır.


Sabancı Merkez Camisi (Seyhan)

Adanalı olan Hacı Sabancı, il merkezindeki meydanda 1988 yılında Sabancı Merkez Camisi’nin temellerini atmış, caminin yapımı sürerken Hacı Sabancı’nın ölümü üzerine ailesi tarafından tamamlanmıştır.

Caminin 65.000 m2’lik arsası Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkiye Diyanet Vakfı’na devredilmiş, Adanalı hayırseverlerin de maddi katkıları ile cami 1998’de tamamlanmıştır.


Klasik Osmanlı mimari üslubunda inşa edilen cami Sultanahmet Camisi ile Selimiye Camisi’nin özelliklerini yansıtmaktadır. İbadet mekânını 32 m. çapında 54 m. yüksekliğinde bir kubbe örtmektedir. 6 minareli olup, 16 şerefelidir. İbadet mekânını örten kubbe, yarım ve çeyrek kubbelerle desteklenmiştir. Ayrıca çevre duvarlarındaki vitraylı pencerelerle içerisinin aydınlatılması sağlanmıştır.

Kemeraltı Camisi (Seyhan)

Adana ağabeydin paşa Caddesi’nde Tarsus Kapısı denilen yerde bulunan Kemeraltı Camisi, Savcıoğlu Hacı Mustafa isminde bir kişi tarafından 1599 yılında yaptırılmıştır. Caminin yapıldığı dönem Ramazanoğlu Piri Paşa’nın emirliği zamanına rastlamaktadır. Bugün Adana Müzesinde bulunan bir kitabeden öğrenildiğine göre caminin yanında bir de medrese vardı. Ancak bu medrese günümüze ulaşamamıştır.

Kemeraltı Camisi oldukça sade bir yapı olup, kesme taştan kare planlıdır. Caminin kuzey ve doğu cephelerinde üzerleri kubbeli son cemaat yeri bulunuyordu. Son derece sade olan bu caminin içerisinde önemli bir bezemesi olmadığı gibi minaresi de yanında, kesme taş kaide üzerinde tek şerefeli ve yuvarlak gövdeli idi.


Tuz Hanı Mescidi (Seyhan)

Adana Ulu Camisi’nin bulunduğu yerde olan Tuz Hanı’nın günümüze yalnızca avlusu ile mescide bitişik hamamı gelebilmiştir. Mescit XV.yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır.

Cami kare planlı olup, üzerini yüksek kasnaklı sivri külahı andıran bir kubbe örtmektedir.

Adana Cami ve Mescitleri [Arşiv] - Pc | FORUMLARI

Ceyhan Tarihi

Hiç yorum yok:
İLK ÇAĞDA CEYHAN
Ceyhan, Doğu Akdeniz´de Adana ilinin en verimli coğrafi alanında, Ceyhan Nehrinin kuşatan düz ovada yer alır. Eski çağlardan bu yana önemini yitirmeyen deniz kıyısıyla, ılıman iklimi ve verimli ovasıyla, binlerce yıllık tarihe sahip bir yerleşim yeridir. Anadolu´da tarih çağlarına geçişle birlikte Kültepe ve Boğazköy tabletlerinde Luvi (M.Ö. 1900) Arzava (M.Ö. 1500-1333), Kizvatna (M.Ö. 1500) krallıklarından bahsedilmektedir. Luvilerin Ceyhan Nehrinin doğu kısmında; Arzava Krallığının ise Ceyhan Nehrinin batı kısmında kurulduğu anlaşılmaktadır. Luviler Asurların, Arzava Krallığı da Hititlerin egemenliği altına girmişlerdir.
Kizvatna Krallığı ise, yine Seyhan-Ceyhan Nehirleri arasında kurulmuş, bu Krallığın da Hititlerin Çukurova´yı almasıyla varlığı sona ermiştir.
M.Ö.1500 tarihinden sonra Çukurova tamamen Hitit egemenliğine girmiştir.
Hititlerin Suriye için Mısır ile yapmış olduğu mücadelede (Kadeş Savaşı) Hitit İmparatoru 2.Muwatalli Ceyhan üzerinden Suriye´ye geçmiştir. (Sirkeli yakınındaki kaya kabartması bu şahsa aittir. Ceyhan ovasından geçen, Tarsus´u, Kozan´ı, Karatepe´yi ve Misis´i Halep´e bağlayan yol bu dönemde yaygın olarak kullanmıştır)
M.Ö.1200 tarihinde Hitit Krallığının çöküşüyle Kue Krallığı (M.Ö.1190-713) kurulmuştur. M.Ö. 713-663 tarihleri arasında Çukurova Asur egemenliği altında kalmıştır.
Asur hakimiyetinin zayıflamasıyla Çukurova´da M.Ö.663-612 yılları arasında Kilikya Krallığı kurulmuştur. M.Ö. 621 tarihinde Pers istilasıyla Kilikya Krallığı Pers satraplığına dönüşmüştür.
Perslerin Atine seferinin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine M.Ö. 333 yılında büyük güneydoğusundan İssos´ta (Dörtyol ilçesinin sınırları içerisinde) yendiği savaşta yine bu topraklardan geçilmiştir. M.Ö. 333 tarihinden sonra Çukurova´ya İskender İmparatorluğu hakim olmuştur. İskender İmparatorluğunun parçalanmasıyla kısa süre Selevkoslar Krallığının kontrolüne girmiştir.

ROMA İMPARATORLUĞU DÖNEMİ
M.Ö.12 tarihinden M.S.476 tarihine kadar Çukurova´da Roma İmparatorluğu´nun hakimiyeti devam etmiştir. Romalılar Çukurova´da büyük çiftlikler kurulmuştur. Roma´ya Yumurtalık limanıyla şarap, bal ve sirke gönderilmiştir. Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesi üzerine Çukurova Bizans İmparatorluğunun egemenliğinde kalmıştır.

AVASIM BÖLGESİ VE TÜRKLER
Müslüman Araplar Hz.Ömer döneminde Kilikya ile tanıştılar. Bizansla yapılan anlaşmada Anavarza´da (Anavarza Kadirli Ceyhan sınırında yer almaktadır. Kadirli ilçesine bağlı olmasına rağmen Ceyhan coğrafyasının bir parçasıdır) Tarsus´a kadar, Ceyhan da dahil tampon bölge meydana getirilecekti. Emeviler döneminde Halife Abdullah Misis´e bir cami yaptırmıştır. Abbasiler döneminde aynı siyaset takip edilmiştir. Harun Reşit (Haruniye ilçesi Harun Reşid´in adından gelmektedir) bu dönemde Horasan´dan getirilen Türkmenler Avasım bölgesine yerleştirilmiştir.

ANADOLU´DA YENİ BİR GÜÇ SELÇUKLULAR VE HAÇLI SEFERLERİ
1071 Malazgirt Savaşı sonrası, Süleyman Şah (Türkiye Selçuklu Devleti´nin kurucusu) 1083 yılında Ceyhan Ovası´nı ve Adana´yı tamamen ele geçirdi. I. Kılıç Arslan Haçlı seferleri başlamadan bu bölgelerin hakimiyeti için Misis, Anavarza kalelerini tamir ettirdi. Haçlı seferleri sırasında Ceyhan Ovası bir kez daha ön plana çıktı. 1. ve 3. Haçlı seferlerinde ipek yolu olarak adlandırılan Tarsus, Misis, Sirkeli Kazankaya güzergahı kullanılmıştır (Yılanlı Kale Haçlı seferleri sırasında yapılmıştır). 1130 tarihinde Danişmentliler´den Emir Gazi Anavarza´da yapmış olduğu savaşta Antakya Prensi 2. Bahemund´u öldürünce kısa bir süre için Çukurova´da üstünlük Danişmentliler´e geçer. Çukurova 1083-1336 tarihleri arasında, Bizans´a bağlı Ermeni Krallığı ile Selçuklular, Danişmentliler ve Memlükler arasında devamlı mücadele alanı olmuştur. Bu mücadeleler sonunda 1336 yılında Ceyhan ırmağının doğusu Memlüklerin hakimiyetine girmiştir.

ÇUKUROVADA OSMANLI MEMLÜK MÜCADELESİ
Ceyhan, 1353-1515 yılları arasında Memlüklere bağlı Ramazanoğulları´nın hakimiyeti altında kalmıştır. Bu güzide topraklar için bu defa iki türkistan Devleti; Memlükler ve Osmanlılar 1485-1498 yılları arasında savaştılar. 1515 yılından itibaren adana toprakları Ceyhan Ovası ile birlikte Osmanlı Devletinin idaresine girdi (Yavuz Sultan Selim´in Mısır seferi sırasında). 1517-1568 tarihlerinde sukunet devri ile birlikte, tarım alanında da önemli gelişmeler oldu. Ramazanoğullarından Piri Paşa Bayındırlık işlerine önem verdi. Ceyhan ırmağından açılan kanallarla Ceyhan Ovası´ndaki çeltik tarlaları sulanmaya başlandı. Ayrılan kollardan biri Kınık, Ağca Kilise ve Gözoyuğu´nu sulayarak Akköprü yanında Mercin ırmağına dökülüyordu.

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN´IN CEYHAN OVASINDAN GEÇİŞİ
Kanuni Sultan Süleyman 1534 yılında Bağdat seferi dönüşü Antep üzerinden Ceyhan Ovası´na inmiştir. Ceyhan tarihi yol güzergahını kullanarak Adana´ya intikal etmiştir.

MISIRLI İBRAHİM PAŞA DÖNEMİ
1833-1840 tarihleri arası Ceyhan Ovası yine el değiştirdi. İbrahim Paşa bu bölgeleri bir süre elinde tuttu. Pamuk, şekerkamışı ekimi için Suriye´den sıcağa dayanıklı çiftçiler getirtti.

BOZULAN SUKUNETİN SAĞLANMASI VE FIRKA-İ ISLAHİYE
Çukurova 1841 yılında tekrar Osmanlı yönetimine geçtiyse de bu defa zayıflamaya yüz tutan merkezi yönetim asayişi sağlamakta zorluklar çekiyordu. 1865 yılında Derviş ve Cevdet Paşaların kumandasında gelen Fırka-i Islahiye isyan eden aşiretleri yerleşik düzene geçmeleri için zorlamıştır. Ceyhan çevresinde isyan eden aşiretlerin başında Sırkıntılar, Ceritler ve Avşarlar gelmektedir. Ceritler Ceyhan Nehri´nin doğusundaki köylere, Sırkıntılar Ceyhan Nehri´nin batı kısmına, Avşarlar ise Ceyhan´ın kuzey kısmına iskan edilmişlerdir.

GÖÇLER VE CEYHAN
Nogay Muhacirlerinin yerleştirilecekleri yerleri kararlaştırmak üzere Adana Eyaletine gönderilmiş olan Kurmay Binbaşı Hasan Tevfik´in verdiği raporda Ceyhan Ovası´ndan şu şekilde bahsedilir. "Bu arazi gayet münbit ve mahsuldardır. Her yerinde bir kilesinden kırk kileye kadar mahsul alınabilen bir mu´tena yerdir. Buranın mahsulu buğday, arpa, susam, pamuk darı ve bazı sulak yerlerinde pirinçtir. Bu arazinin muhtelif yerlerinde çay ve pınarlar akmaktadır. Bu sular Ceyhan Nehri gibi büyük olmadıklarından bunlarda gemi ve Sal işlememekte yalnız Ceyhan Nehri´nde işlemektedir."

CEYHAN´IN KURULUŞU VE VERİLEN İSİMLER
Nogayların bir kısmı, yerleştikleri yere Nogayca "Kopmuş" yurdundan ayrılmış anlamına gelen "Kopçak" adını vererek bugünkü Ceyhan´ın merkezinin ilk yerleşik toplumunu oluşturdular. 1864 tarihinde Abdulkadir Ağa buraya bir cami yaptırmıştır. Bu cami ilk temel yapıdır. (1998 tarihinde depremde hasar görmesine rağmen hala ayaktadır). 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından (93 Harbi) sonra Kırımlılar (Tatarlar) Çerkezler, Papaklar, Rumeli göçmenleri bölüm bölüm Ceyhan Ovası´na yerleştirilmişlerdir.
Ceyhan´daki Adana Valisi Bahri Paşa buradaki gelişmeyi izler. Ceyhan, 2.Abdulhamit´in izniyle Hamidiye adını alır. 1896 yılında da Cebelibereket (Osmaniye) sancağına bağlanır. 1909 yılında, 2.Abdulhamit´in tahttan indirilmesinden sonra çıkan Ermeni kargaşası üzerine, Ceyhan´a burada kurulan örfi idare dolayısıyla "Urfiye" denmiştir. Fakat bu ad benimsenmemiştir. 19 Temmuz 1926 tarihinde ilçe haline getirilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra, 3 Mayıs 1929´da ise Ceyhan olarak kesinleşmiştir. Orta Asya´dan gelen aşiretler bu bölgedeki iki nehre de Ceyhun ve Seyhun´a benzettikleri için Ceyhan ve Seyhan isimlerini vermişlerdir. Ceyhan 1 Haziran 1933 yılında Adana´ya bağlanmıştır.

BERLİN-BAĞDAT DEMİRYOLU PROJESİ VE CEYHAN
Tarihi yollar üzerinde önemini hiç yitirmeyen Ceyhan, demiryolu yapımı sırasında da ön plana çıkmıştır. Batılı devletlerin rekabeti 1856 yılından sonra bu alanda da kendini göstermişti. Önceleri İngilizler ve Fransızlar ağırlığını hissettirirken 1908 yılından sonra Almanlar söz sahibi olmuşlardır. Bunu müteakiben 1912 yılında Ceyhan demiryolu hizmete girmiştir. Mütareke ile birlikte Konya-Bağdat hattı Ceyhan demiryolu da dahil olmak üzere İngiliz denetimine girmiş, 1919´dan sonra da Fransızlar söz sahibi olmuşlardır.

MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI VE CEYHAN
1. Dünya Savaşı bütün Osmanlı yurtlarını olduğu gibi Ceyhan´ı da derinden etkiledi. Seferberlik ilanıyla birlikte erkeklerin cepheye koşması, tarımsal üretimin düşmesine sebep oldu. Bu sırada Mustafa Kemal Halep´in kuzeyinde savunma hatı oluşturuyordu. İstanbul´dan aldığı emirle İskenderun, Ceyhan ve adana üzerinden İstanbul´a döndü.
30 Ekim 1918 tarihinde, önce İngilizler daha sonra da Fransızlar, Mondros Mütarekesi hükümlerine dayanarak, Ceyhan´ı işgal ettiler. 1 Şubat 1919´da bir Fransız subayını Ceyhan´a kaymakam yardımcısı olarak atadılar. Tren ücretlerini gümüş ve altın parayla ödemeyi zorunlu kıldılar. Posta pullarına Kilikya damgası vurdurup haberleşmeye sansür koydurdular. Fransızca zorunlu dil durumuna getirilerek Fransız okulları açılmaya başlandı. Yargıçlar ve başsavcılar görevlerinden alındı. Bu arada Ermeniler de kışkırtılıyordu. Halkın can ve mal güvenliği kalmamıştı.

İŞGALLERE KARŞI ÖRGÜTLENME VE MİLLİ MÜCADELE
"Ben de bu vekayı´in (Kurtuluş Savaşının) ilk hissi teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana´da doğmuştur" Mustafa Kemal ATATÜRK.
İşgaller karşısında tüm yurtta olduğu gibi Çukurova´da da örgütlenme başladı. Bu amaçla kurulan Kilikyalılar Cemiyeti 21 Ekim 1919´da, Sivas Kongresi kararınca, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine bağlı Kilikya şubesine dönüştürüldü.
Bu işgaller karşısında Adana iki cepheye ayrıldı: Seyhan nehrinden, Kozan yolundan, Kürkçüler ve İncirlik köyleri üzerinden geçen hat iki cepheyi birbirinden ayırmaktaydı. İncirlik´ten doğuya doğru; Kürkçüler, Acıdere, Baklalı, Çakaldere, Misis, Kıvrıklı, Yılankale, Yeşilhöyük, Büyük ve Küçük Mangıt, Mercimek ve Misis Nahiyesi Doğu Cephesi sınırları içerisindeydi. (Doğu Cephesi Komutanlığına, Sivas Kongresinden sonra Mustafa Kemal Paşa´nın emriyle Osman Tufan Bey atanmıştır. Atatürk Erzurum´dan Sivas´a gideceği vakit suikast söylentileri başlamıştır. İşte bu sıralarda yanına gelen Tufan Bey´den şöyle bahseder: Fedakar arkadaşlarımızdan bir kaçını elyevm bir alay Kumandanı olan Osman Bey ki, Tufan Bey namıyla maruf olmuştur. Bunların başındaydı. Bir otobobil ile kendi otomobilimize takaddüm ettirdik.)
Buradaki Milli Kuvvetler Andırın Grubu, Kozan Grubu, Kadirli Grubu ve Sırkıntılar Grubu olarak dörde ayrılıyorlardı. Sırkıntılar Grubu Komutanlığına Ahmet Cevdet (Çamurdan) getirildi. Bu grup yer yer Ceyhan-Adana demiryolunu tahrip ederek İtilaf Devletlerinin Mersin´den doğuya doğru asker ve silah sevkiyatını engelliyordu. Diğer taraftan Fransızlar da zırhlı trenleriyle top ve makineli tüfek koruması altında işçiler getirerek bozulan yerlere ray döşemeye ve ulaşımı sağlamaya çalışıyorlardı. Bu durumda Adana´dan Ceyhan´a 1 saatte ulaşması gereken tren ancak on saatte ulaşabiliyordu.

MERCİN SAVAŞLARI
Ceyhan çevresinde en önemli mücadeleler Mercin dolaylarında gerçekleşmiştir. Mercin suyu üzerindeki köprü tahrip edilmiş ve böylece tankların suyu aşmaları engellenmiştir. Bu sebeple Fransızlar 25 Ağustos 1920 günü saat 04.00´de, topçu ateşleri ve tanklar desteğinde, Milli Kuvvetler mevziine karşı yaptıkları saldırılardan istedikleri sonucu elde edemediler. 300´e yakın kayıpla tekrar Ceyhan ´a çekildiler. İkinci kez yapılan çatışmadan da herhangi bir sonuç alamadılar.
2 Ekim 1920´den sonra, İskenderun Limanından çıkarma yapacakları için, keşif uçuşlarını arttırdılar. Yerleşim yerlerinden uçaklara ateş açıldı. Bunun üzerine bazı köyler bombalandı. Fakat Fransızlar ve Ermeniler esas amaçlarına kavuşamadılar.
Tüm yurtta sürdürülen mücadeleler işgalci devletleri zor durumda bırakmış, Sakarya Savaşıyla yazılan destan Fransızların ümitlerini tamamıyla kaybetmelerine dayalı olarak, iki ay içinde Adana´dan askerlerini çekmek zorunda kaldılar. 6 Ocak 1922 tarihi Ceyhan´ın kurtuluşu olarak kabul edildi.

Ceyhan Tarihi SihirliKUYU.com

Ceyhan’ın Tarihi Özgeçmişi

Hiç yorum yok:
Ceyhan’ın Tarihi Özgeçmişi

Adana ilinin en büyük ilçesi olan Ceyhan, 108 bin merkez nüfusa ve 1427 km² yüzölçümüne sahiptir. Adana'nın 50 km doğusunda, Ceyhan Irmağı kenarında, TEM ve E-5 karayolları arasında yer alan ilçede, Çukurova'yı meydana getiren ovalardan en büyüğü olan Ceyhan Ovası yer almaktadır. Tarihsel gelişimi M.Ö. 1900'lü yıllara kadar uzanan ve eski çağlardan bu yana önemini yitirmeyen Ceyhan ilçesi, sahip olduğu tarımsal potansiyel ve buna dayalı çok sayıdaki sanayi ve ticari kuruluşları ile güçlü bir ekonomik yapıya sahiptir.

Çukurova’nın bir parçası olan Ceyhan Ovası çağlar boyunca Hitit, Fenike, Mısır, Asur, İran (Pers), Makedonya (İskender İmparatorluğu), Roma ve Bizans devletlerinin egemenliği altında kalmıştır.



1071 Malazgirt Savaşından sonra Oğuzların Üçok kolunun Çukurova’ya yerleştiğini görmekteyiz. Memlükler ve Ramazanoğullarının hakimiyetinden sonra bölge 1517’den itibaren Osmanlı imparatorluğunun egemenliğine geçmiştir.


1865 yılından sonra Osmanlının son döneminde Ceyhan’ın ilk yerleşik toplumu Nogaylar olmuştur. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Kırımlar, Tatarlar, Çerkezler, Papaklar, Rumeli Göçmenleri Osmanlı Devleti tarafından Ceyhan Ovasına yerleştirilmiştir. Bunları ise Sırkıntı, Cerit ve Avşar aşiretleri takip etmiştir.



Ceyhan; tarihte Yarsuvat, Hamidiye ve Örfiye isimleri ile anılmıştır.



Cumhuriyetin ilanından sonra 3 Mayıs 1929 ‘da “CEYHAN” adı yasayla kesinleşmiş ve Adana iline bağlanmıştır.
Ceyhan’ın Tarihi ve Turistik Yerleri
Ceyhan’ın tarihi süreç içerisinde İpek Yolu üzerinde bulunması nedeniyle daha çok Kale ve Kervansaray gibi o dönemin ihtiyacına cevap verecek yapılar görmekteyiz.



Yılankale

Yılankale, Ceyhan – Adana karayolunun 7. km’sinde Ceyhan Ovasına hakim yüksek bir tepede kurulmuştur. Haçlı seferleri sırasında 11.yy’da Bizanslılar tarafından haberleşme ve gözetleme amacıyla yapılmıştır. Eski adı Govara olarak da bilinmektedir. Halk arasında “ Şahmeran Kalesi “ diye bilinen kalede Şeyh Meran adında bir kişinin yılan yetiştirip terbiye ettiği kale hakkında söylenen rivayetler arasındadır. Dıştan 700 metre kadar çevresi olan kale ikişer katlı 8 burçtan oluşmaktadır.



Sirkeli Höyüğü

Sirkeli höyüğünün M.Ö. 13. yy’da Hititlerden kaldığı sanılmaktadır. Kaya üzerine işlenmiş 2 adet kral rölyefinin Hitit kralı Muvattali’ye ait olduğu ve Muvattali’nin Kadeş Savaşına giderken buradan geçtiğinin işareti olarak bilinmektedir.



Tumlu ( Dumlu ) Kalesi

Tumlu Kalesi, 12. yy.’dan kalma bir kale olup çevreye hakim bir tepeye kurulmuştur. Kalenin çevresi 800 metredir. 8 adet burç, kaya mezarları, sarnıçlar ve mahzenler dikkati çekmektedir.



Kurtkulağı Kervansarayı

Kurtkulağı Kervansarayı, Hüseyin Paşa tarafından 1711’de yaptırılmıştır. Menzilhan olarak da bilinen kervansaray Eski Halep yolu üzerindedir.



Kurtkulağı Türbesi

Ayrıca bu kasabada 1601 yılında Haydar Ağa adında zengin bir vatandaş tarafından

Kurtkulağı Türbesi yaptırılmıştır.



Kazankaya Kalesi ve Mesire Yeri

Kazankaya Kalesi; Ceyhan’a 15 km uzaklıkta Kurtkulağı Kasabasının 1 km kuzeyindedir. Kazankaya harabeleri halka açık mesire yeri haline getirilmiştir. Kalede Asur, Pers ve Roma izlerini görmek mümkündür.



Durhasandede Türbesi

Durhasandede Türbesi 18. yy.’dan kalma tek kubbeli, kare planlı,

küçük kargir bir türbedir. Ermiş bir zata ait olduğu sanılmaktadır.



Abdulkadir Ağa Camii

Abdulkadir Ağa Camii Ceyhan’ın merkezindedir. yılında Abdulkadir

Ağa tarafından yaptırılmıştır.



Tatarlı Çamlığı

Tatarlı Çamlığı; Ceyhan’a bağlı Tatarlı Köyü yakınındaki tepe üzerinde yer almaktadır. Tatarlı Köyü ve çevresi soğuk içme suları ile dikkat çekmektedir. Ceyhan ilçe merkezinin içme suyu ihtiyacı buradan karşılanmaktadır.



Ağaçpınar Tesisleri

Ağaçpınar tesisleri Ağaçpınar Köyü yakınında bir dinlenme mekanıdır. Çevresi ağaçlık olup mesire yeri olarak ilgi çekmektedir.



Kokar Kaplıcası

Kokar Kaplıcası; Küçükburhaniye Köyü sınırları içerisinde Yılankale yakınlarında şifalı suyu, çamur banyosu ile cilt hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir.

Adana/Ceyhan İlçesi

Abdül Kadir Ağa Camii’ndeki cuma namazı sonrasında vatandaşlara kaselerle aşure dağıtıldı.

Hiç yorum yok:
KUTLU DOĞUM HAFTASI NEDENİYLE CEYHAN BELEDİYESİ VATANDAŞLARA AŞURE DAĞITTICEYHAN - Adana’nın Ceyhan ilçesinde Belediye Başkanlığı tarafından Abdül Kadir Ağa Camii’ndeki cuma namazı sonrasında vatandaşlara kaselerle aşure dağıtıldı.

Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, kutlu doğum haftası nedeniyle her yıl geleneksel olarak dağıttıkları Aşure'yi bu yılda yaptıklarını belirterek, yaklaşık 2 bin 500 kişiye aşure dağıttıklarını ve bundan da büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Ceyhan Belediyesi daha önecede, muharrem ayı başlangıcında yine Abdül Kadir Ağa Camii'nde Aşure dağıtmıştı.
http://basketceyhan.com/index.php?option=com_content&task=view&id=492&Itemid=1

CEYHAN

Hiç yorum yok:
CEYHAN

Ceyhan'ın kuruluşu oldukça eski olmamakla beraber, Ortaçağ' da Misis'in gelişmesi Ceyhan'ın aleyhine olmuştur. 1097'de Haçlılar’ın işgaline uğrayan Ceyhan, daha sonra sırasıyla Küçük Ermenistan Krallığı, Mısır Kölemenleri, Dulkadirli Beyliği ve Osmanlı egemenliğini yaşamıştır.Osmanlı idaresinde Ceyhan,"Yarbisi" "Yarsuvat" adlarını almıştır. Ceyhan, 1866'da Halep ve Adana vilayetleriyle Kozan, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa sancaklarının birleşmesi ile yeniden oluşturulan Halep vilayetine bağlanmıştır. Ceyhan'da vakıf anıt ve eski eser olarak iki cami ve bir türbe vardır.

Geniş bir meydan ortasında bulunan Ulu Cami, aynı zamanda Abdulkadir Ağa Cami ismiyle de tanınmaktadır. 1295 Hicri ( 1868 ) tarihinde muhacir Nogaylardan Abdulkadir Ağa tarafından yaptırılmış olan Ulu Cami, önce üç sıra halinde kıble duvarına paralel beşerden, on beş kubbeli tuğla bir yapı iken, 1946 yılında bu caminin ihtiyaca yetmemesi sonunda kıble yönünde genişletilerek iki sıra kubbe ilavesi ile yirmi beş kubbeli hale getirilmiştir. Sütunları birleştiren yuvarlak kemerler renkli taş şeklinde boyanarak cami içine değişik bir görünüş kazandırmıştır. Eserin 100 yıla yakın bir geçmişi vardır.

Durhasan Dede Türbesi, kare planlı küçük kargir bir bina olup, Abidin Efendi tarafından tamir ettirilmiştir. Durhasan Dede'nin bir adı da "Yanyatır" dır. Bu kolu oluşturan tahtacıların piri olup, türbe bütün Alevilerin ziyaret ettiği bir yerdir. Adana Müze Kütüphanesinde Durhasan Dede hakkında hicri 1129 Miladi ( 1717 ) ve Hicri 1132 Miladi ( 1720 ) tarihli iki belge olduğuna göre bu türbenin XVIII. yy. ilk çeyreğinde yapıldığı söylenebilir.

Muradiye mahallesindeki, Muradiye Cami'nin, cami ve minare üzerindeki kitabelerden Hicri 1328-1335 (1912 -1919) yılları arasında mahalle halkı tarafından yaptırıldığı okunmaktadır.

Çukurova’nın Tepebağ'dan sonraki en büyük Höyüğü Ceyhan sınırları içindedir. Yılan kalenin güneybatısında kalan Sirkeli höyüğünde yapılan araştırmalarda buranın Hititler devrine kadar giden eski bir yerleşim merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Höyüğün kuzey ucunda ve Ceyhan nehri kıyısında büyükçe bir kaya üzerine işlenmiş olarak Hitit Krallarından Muvattali’nin'nin sakallı ve uzun elbiseli rölyefi görülmektedir



CEYHAN gençbilim Ödev Tez Makale Dönem Ödevi Ücretsiz Ödev Bedava Ödev Odev Tez Arama

Fazla bilinmeyen turizm hazinelerinden Adana - Has Seyahat Dergisi / HAS Turizm

Hiç yorum yok:
Akdeniz bölgesinin pek fazla bilinmeyen turizm hazinelerinden Adana, Toroslar’da yaylalari, kiyilarinda mavi denizi ve tarihi ören yerleri ile bir çekim merkezi



Geleneksel bir Anadolu kenti olarak bilinen, pamugu ve kebabi ile ünlü Adana, aslinda bir çok bilinmeyen hazineye sahip. Akdeniz’in palmiyesinden Toroslar’in çamlarina, mavi ile yesilin bulustugu essiz bir doga harikasi Adana...

Türkiye’nin dördüncü büyük kenti Adana, Akdeniz’e uzanan Toroslar’in son düzlügüdür. Seyhan ve Ceyhan nehirleriyle Mezopotamya gibi bir kültür olusturan Adana, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipligi yapmis. Günesin, doga sporlarinin, ören yerlerinin ve tarihin tadini çikarmak istiyorsaniz, Adana size göre bir gezi yeri...

Adana deyince ilk önce aklimiza Çukurova gelir. Yasar Kemal romanlarinda, pamuk tarlalari olarak çikar karsimiza. Emegin ve pamugun bir ovasi. Genis bir alana yayilmis bir kent olarak karsimiza çikiyor. Sehir Seyhan ile Ceyhan nehirlerinin arasinda palmiyeler ve makilerle donatilmis. Gülek Geçidi’ne kadar Toroslarin çamlari yol boyu eslik eder size. Akdeniz’e indiginizde nemli ve sicak havasiyla Adana karsiniza çikar. Birlesmeden ve uzaklasmadan paralel giden iki nehrin hikayesi, size tarih boyunca önemli uygarliklarin birlikteligini anlatir ayni zamanda. Seyhan nehri ne kadar durgun ve yavassa, Ceyhan bir o kadar coskun akiyor. Seyhan’i tas köprüler, Ceyhan’i ise demir köprüler kelepçelemis.

Seyhan, Adana’nin merkez ilçelerinden biridir. Seyhan ilçesi bir çok müze ve tarihi yapinin bulundugu bir bölgedir.


Tarihi Tas Köprü öncelikle görülmesi gereken yapilardan. Romalilar döneminden kalan ve bugün hala trafigin üzerinden aktigi tas köprü 4.yüzyilda yapilmis. 21 gözlü olan köprünün bugün 7 gözü toprak altinda bulunuyor.Köprünün mimari olan Auxentos, bu köprünün aynisini bir de Roma’da yapmis. Yani Roma ve Adana tasköprüleriyle birbirine bagli. Adana’daki tas köprüden geçerken kendinizi Roma’da da hissedebilirsiniz. Seyhan nehri boyunca uzanan yesil alanlar ve parklar görülüyor.



Büyüksehir Belediyesi tarafindan düzenlenen ve renklendirilen bu alanlar sizi yesilin tonlariyla bulusturuyor. Nehir boyunca parklar, agaçlar, çiçekler ve Çukurova Üniversitesi’nin yukarisinda Seyhan Baraj Gölü. Ortadogu’nun en büyük camii olma özelligi tasiyan Adana Merkez Sabanci Camii, Seyhan nehrinin kiyisinda beyaz bir kale gibi yükseliyor. 65 bin metrekarelik alana insa edilen bu cami, mimari olarak Sultanahmet ve Süleymaniye Camiilerine benzemektedir. Cami, büyüklügü kadar süslemeleri ile de göz kamastiriyor. 18 bin 500 kisinin ayni anda ibadet etmesine olanak saglayan caminin minaresine çiktigimizda tüm ovayi görebiliyoruz. Özel izinle çikilan bu minareden bakinca,Seyhan'i tüm çiplakligiyla görebilirsiniz.

TEPEBAG EVLERI, ESKI ADANA

Seyhan nehrine bakan tarihi evlere Tepebag Evleri deniyor. Tepebag adli höyügün çevresinde yapilmis olan bu evler, geleneksel Akdeniz mimarisi özelliklerini tasiyor. Çogu yikilma tehlikesi ile karsi karsiya olmasina karsin, bazi binalarin koruma altina alindigina ve restorasyon çalismalarinin yapildigina tanik oluyoruz. Bu evlerin saçaklari genis, cepheleri çikmali ve cumbali, pencereleri ise dikdörtgen ve panjurlu. Kapilar ise genellikle islemeli kemerlidir. Ara sokaklarda gezerken karsiniza, terk edilmis evlerin yani sira, çatilari yikilmis evlerin hüzünleri çöküyor. Buraya yakin olarak ünlü St. Paul Italyan Katolik Kilisesi bulunuyor. Çatisinda bulunan 2.5 metre büyüklügündeki Meryem Ana heykeli nedeniyle Bebekli Kilise de deniyor.

Adanalilar'in tarih sevgisi:
ATATÜRK KÜLTÜR MÜZESI

Adanalilar Kurtulus Savasi ve isgal yillarini unutmuyor. Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi bugün ziyaretçilere o dönemin ruhunu yansitiyor. Bir odada Kurtulus Savasi’na katilan Kuva-i Milliyecileri fotograflariyla görürken, diger odada Atatürk’ün çalisma masasi ve evraklari göze ilisiyor. Atatürk, esi Latife Hanim’la birlikte 15 Mart 1923'te Tepebag'daki bu evde misafir olmustu. 19. yy.'da yapilmis olan kagir yapi, 1981'de müze olarak halkin ziyaretine açildi.

BÜYÜK SAAT KULESI

Sehrin merkezinde Ali Münif Caddesi üzerinde bulunan Büyüksaat Kulesi de aracinizla yoldan geçerken dikkatinizi çekecektir. 1882 yilinda yapilmis olan saat kulesi, kesme taslardan yapilmis. Saat kulesinin iki yaninda eski yapilardan olusan dükkanlar bulunuyor. Kimisi hali-kilim atölyesinde ürettiklerini satiyor, kimisi de metal-kumas ürünü sergiliyor.

Hititlerle Romalilar'in bulustugu yer:
ARKEOLOJI MÜZESI

Seyhan Caddesi üzerinde Adana Arkeoloji Müzesi iki katli tas bir yapi. Adana ve Akdeniz ve Güneydogu Anadolu bölgelerinde; Çukurova, Kahramanmaras, Gaziantep, Mersin Yumuktepe, Tarsus Gözlükule ve Misis’deki kazilarda bulunmus birçok arkeolojik eser burada sergileniyor. Bazi eserler, özellikle mezar taslari ve yontular müze bahçesinde sergileniyor. Müze girisinde Hitit dönemi kapi arslani, lahitler, heykeller, yazitlar ve sunaklar bulunuyor. Heykelcikler, sikkeler, mühürler, çanak-çömlek gibi eserler ise Kronolojik Eserler Salonu, Bölgesel Eserler Salonu, Sikke Mühür ve Mücevher Salonlarinda gezilebilir. Giris katinda sizi Hitit Tanrisi Tarhunda aslanlarin, çektigi arabasiyla karsilarken, ikinci katta sizi bronz bir heykel selamlar. Bu heykel, milattan önce 2. yüzyila ait bir Romali senatöre ait ve 1984 yilinda Karatas yakinlarinda su altinda bulunmus. Giris kat tas eserlere ayrilmis. Burada Troya savasini betimleyen Akhiluus Lahiti bunuyor.

Antik dönem eserlerinin yani sira Türk-Islam medeniyetinin eserlerini görmek için Adana Etnografya Müzesi’ni gezebilirsiniz. Bu bina aslinda eski bir kilise. Kuruköprü mevkiindeki 1845 yilinda yapilmis ve terk edilmis kilise binasi 1924 yilindan sonra müzeye dönüstürülmüs. 1972 yilinda eserlerin yeni müze binasina tasinmasinin ardindan kilise restore edilmis. 1983 yilinda ise Etnografya Müzesi'ne dönüstürülmüstür. Müze bahçesinde eski mezar taslari, sütunlar yer alirken, müze içinde ana koridor antika kilimler ve halilar için ayrilmis. Yan koridorlarda ise gümüs-teneke isçiliklerinin ürünleri bulunuyor.

Ceyhan yolu üzerinde Misis ören yeri ve mozaik müzesi de mutlaka gezilmesi gereken yerlerden biri. Tarihi ipek yolu üzerindeki yer her zaman önemli bir kavsak olmus. Adana’dan 26 kilometre uzak olan Misis Moaik Müzesi’nde çesitli hayvan tasvirlerin yer aldigi mozaiklerin yani sira bölgeden getirilmis diger mozaiklerde dikkat çekiyor. Müzede bulunan 4. yüzyila ait bir zemin mozaigi Bazilika’ya ait. 1956 yilinda Misis Höyügü’nde yapilan kazi çalismalariyla ortaya çikarilan yer mozaik Nuh Peygamrin tufan gemisini ve içindeki hayvanlari tasvir ediyor.


Sogan tarlasinda bir çocuk:
ADI AZAT

Adana'daki tarihi yapilar bütün ovaya yayilmis durumda. Her bölgede ayri bir döneme ait eserler görebilirsiniz. Ceyhan'in tarihi eserlerle dolu oldugunu bilerek bir yandan ürünleri topluyor, bir yandan da Urfa türküleri söylüyorlar. Mevsimlik isçi olara çalismaya çikiyorlar yola ve il il geziyorlar. Ceyhan'da soganlari topladiktan sonra sirada Reyhanli ve Ankara polatli var.Bir çocuk gülüyor, eli iki yaninda sogan çuvallarinda.

Adi Azat... Rastlanti midir diye düsünüyor insan, bir çocugun kaderi adiyla birlikte mi dogar. Yasar Kemal romanlarindan çikmis gibi. Karsimizda duran bu insanlara "kolay gelsin" deyip yolumuza devam ediyoruz.


Sahmaran'in Evi:
YILAN KALE

Yilanlikale, Adana’daki tarihi yapilar bütün ovaya yayilmis durumda. Her bölgede ayri bir dönem ve eser görebilirsiniz. Ceyhan’in tarihi eserlerle dolu oldugunu bilerek çikiyoruz yola. Yolun iki yaninda fabrikaya dönüstürülmemis alanlarin hala pamuk, sogan ve patates ve ayçicegi tarlasi olarak ekildigini görüyoruz. Mayis-haziran aylarinda daha pamuk olmamistir, ayçicekleri yüzlerini hep günese döner ve bu zamanda toplanir tarladan soganla patetes. Sogan toplamak için memleketleri Urfa’dan Ceyhan’a gelen bir aileyi görüyoruz. 20 aile, 100 kadar yetiskin ile bir o kadar çocuk sogan tarlasinda bir yandan ürünleri topluyor, bir yandan da Urfa türküleri söylüyorlar. Mevsimlik isçi olarak çalismaya çikiyor ve il il geziyorlar. Ceyhan’da soganlari topladiktan sonra sirada Reyhanli ve Ankara Polatli var. Bir çocuk gülüyor eli iki yaninda sogan çuvallarinda. Adi Azat... Raslanti midir diye düsünüyor insan, bir çocugun kaderi adiyla birlikte mi dogar. Yasar Kemal romanlarindan çikmis gibi karsimizda duran bu insanlara ‘kolay gelsin’ deyip yolumuza devam ediyoruz.

Adana merkezden Ceyhan’a giderken 35. kilometrede, yolun sag tarafinda kartal yuvasi gibi bir kale görürsünüz. Evliya Çelebi, Sahmaran efsenesinden yola çikarak bu kaleye Sahmaran demistir. Iki aracin zorlukla gidebilecegi bir yoldan kivrila kivrila Yilanlikale’nin bulundugu tepeye çikiliyor. Ancak bir noktadan sonra aracinizdan inerek kayalara tirmanmaniz gerekiyor. Ceyhan ovasindaki diger tepelerde bulunan Anavarza, Tumlu ve Kozan kaleleri rahatlikla görebilen Yilankale’nin 8 burcu bulunuyor. Haçli Seferleri için Haçli ordularinin 11-12. yüzyilda yaptigi kale 1325’te terk edilmis. Yilanlarin krali anlamina gelen Sahmaran efsanesinin kaynagi olan kale surlarinin saglamligi ile gezilmeye deger bir nokta.

17. YÜZYILDAN BIR KERVANSARAY:
KURTKULAGI

Ceyhan’a ünlü demirköprüden geçerek giriyoruz. Geleneksel bir Anadolu kasabasi görünümündeki kentte sakin ve huzurlu bir hava hakim. 1693’de Hüseyin Avni Pasa tarafindan yaptirilan Kurtkulagi Kervansarayi’na gitmek için Ceyhan’dan 12 km daha güneydoguya, Yumartalik yoluna ilerlemeniz ve daha sonra Kurtkulagi beldesine yönelmeniz gerekiyor. Dis cephesi büyük ölçüde korunmus olan kervansarayin içinde o döneme iliskin hiçbirsey bulunmuyor. Büyük kesme taslarla örülmüs olan kervansaray kalin ayaklar ve kemerlerle tamamlanmis. 23.60 metreye 45.75 metre alanindaki Kurtkulagi Kervansarayi genis ve güzel bir bahçe içinde bulunuyor.

KILISELER, TOROSLAR VE ALABALIKLAR...

Akören’e gitmek için 1 saatinizi harcamalisiniz. Ceyhan yolundan Aladag Ilçesi’ne yöneldiginizde sizi sürekli birbirine baglanan köy yollari izleyecektir. Bir köyden digerine, Seyhan nehrini takip ederek Akören’e ulasirsiniz. Akören’e gelmeden bir önceki köyde, Egner Köyü’nde biraz dinlenip alabalik yiyebilirsiniz. Toroslardan gelen kaynak suyuyla yapay selaleler olusturulmus, güzel bir piknik ve dinlenme alani yaratilmis. Havuzlardan canli canli getirilen alabaliklari taze taze odun kömüründe kizartma zevkini tadabilir, meyve agaçlarindan uzanarak yiyebilirsiniz. Egner Köyü’nde dinlendikten sonra Akören ören bölgesine çikabilirsiniz.
Köyün merkezinden saga döndügünüzde yol sizi kilise kalintilarinin buldugu tepenin eteklerine götürecektir. Tepenin üstünde iki büyük kilisenin oldugu görülür. Ancak, yakin görülen tepeye çikmak hiç de kolay degil, öncelikle spor ayakkabi giymenizi öneririz. Kayalar çikisinizi zorlastirmak için sanki devrilmis gibi. Ayrica yabani bitkilerin bacaklariniza zarar vermesini istemiyorsaniz, kisa pantolan ve sort giymeyin. 15 dakikalik bir tirmanis sonunda ilk kiliseye geldigimizde kabartmalari ve duvarlari hala duran kilisenin bölgeye hakimiyeti etkiliyor bizi. Bize yardimci olan Akören Köyü’nden 14 yasindaki Ugur, kilise taslarinin köyde ev yapiminda kullanildigini söylüyor. Kiliselerin birbirine yakin olusu buranin bir dönem önemli bir dini merkez oldugunu gösteriyor. Iki kilisenin yani sira tepenin diger yaninda bir de gömüt bulunuyor.

Akören’den ayrilip Yumurtalik’a giderken Ceyhan-Imamoglu yolu üzerinde karsiniza Tumlu Kalesi çikar. Ceyhan’a 17 km uzakliktaki kalenin burçlarinda Türk bayragi dalgalaniyor hala. 12. yüzyilda yapilmis olan kale tüm bölgeye hakim bir konumda bulunuyor. Diger kalelerde oldugu gibi burada da sizi zorlu bir tirmanis bekliyor. Adana’nin Karatas’la birlikte diger sahil bölgesi Yumurtalik’tir. Genis ve temiz sahil bölgesi ile Yumurtalik, önemli bir deniz turizm merkezi. Antik Klikya'nin en önemli liman kentinde Ayas Kalesi, Atlas Kalesi, Süleymaniye Kulesi, Marko Polo iskelesi ve deniz magaralari, görülecek yerlerin basinda geliyor. Yumurtalik sahilinin kuzeybatinda bulunan küçük ada ve halkin Kiz Kulesi dedigi yapi, sahilde güzel bir manzara olusturuyor. Yumurtalik’ta Akdeniz karsidaki Iskenderun’dan yükselen daglarla essiz bir maviye dönüsüyor.



KUS CENNETI AKYATAN GÖLÜ

Karatas bir sahil ve göller bölgesi aslinda. Adana’nin sahil ilçesi Karatas ayni zamanda Antik Kilikya döneminden kalma Atehama tapinaklari ile ünlüdür. Akdeniz’in hemen kiyisinda günes ve denizin tadi çikarilabilecegi gibi Magarsus Kalesi, Anfi Tiyatro ve Athane Tapinaklari gezilebilir. Adana’da bir de kus cenneti var; Akyatan Gölü. Burada birçok kus türünün yani sira, Akyatan gölü Lagün noktasinda Caretta Caretta ve Green Turtle kaplumbaga türleri de yasiyor. 1987 yilinda Yaban Hayati Koruma ve Üretme Sahasi olarak koruma altina alinan Akyatan, Adana’nin uluslararasi standartlara sahip sulak alanini olusturuyor. Özellikle Tuzla ve Karatas dalgayninda çipuru ve levrek üretilmektedir. Adana’ya gelince görüyor ki, Adana sadece Çukurova degildir, cografi ve tarihsel özellikleriyle mini bir Türkiye görünümünde. Toroslar’da kayabilir, sahilde yüzebilirsiniz.

ADANA’DA KEBAP YENIR!

Adana’ya gelip sakin çorba ve sulu yemekler aramaya çalismayin. Adana’nin geleneksel yemegi olarak Adana kebabi sizi her yerde bulur. Adanalilar sokaklarda seyyar ocaklarda bile kebap yiyor. Kebap yemek için nereye gidecegim diye düsünmenize gerek yok. Her yer kebapçi. Biz de Ziyapasa Bulvari’nda bulunan Yüzevler Kebap Salonu’na gidiyoruz. Kebap çesitlerinin yani sira diger yemek türleriyle ünlenen Yüzevler, Istanbul Göztepe ve Etiler’de de bir sube açmis. Salgamindan, kebabin ekmegine, yesil salatasina, sogan kizartmalarina kadar ayri bir lezzet kaynagi.

Bir baska kebabini denedigimiz yer ise, Kebapçi Seyhmus. Buranin özellikle ayrini çok güzel. Kasikla içilen köpüklü ayran kebabin yanindaki salatalara da tat katiyor.

Adana sofrasinin baharatli et ve sebzeli yemeklerinin yani sira, içli köfte, çig köfte, kisir, börek çorbasi, bartefit, nar eksisi, humus, kikirdak mantisi ve daha birçok yemek tadilabilir.

Adana’da sadece tarihi yerler ve deniz yok. Ayni zamanda Toroslar’a dogru ören ve gezi-dinlenme alanlariyla doga turizmine de yelken açabilirsiniz. Hangi yaylaya çiksaniz içinize Toroslar’in berrak kokusu dolduracaktir.


Has Seyahat Dergisi / HAS Turizm

Ceyhan Hakkında Bilgiler - YURDUMUZU TANIYALIM

Hiç yorum yok:
Ceyhan’ın Tarihi ve Turistik Yerleri Ceyhan’ın tarihi süreç içerisinde İpek Yolu üzerinde bulunması nedeniyle daha çok Kale ve Kervansaray gibi o dönemin ihtiyacına cevap verecek yapılar görmekteyiz.


Yılankale : Yılankale, Ceyhan – Adana karayolunun 7. km’sinde Ceyhan Ovasına hakim yüksek bir tepede kurulmuştur. Haçlı seferleri sırasında 11.yy’da Bizanslılar tarafından haberleşme ve gözetleme amacıyla yapılmıştır. Eski adı Govara olarak da bilinmektedir. Halk arasında “ Şahmeran Kalesi “ diye bilinen kalede Şeyh Meran adında bir kişinin yılan yetiştirip terbiye ettiği kale hakkında söylenen rivayetler arasındadır. Dıştan 700 metre kadar çevresi olan kale ikişer katlı 8 burçtan oluşmaktadır. Gece ışıklandırma çalışmasıyla da daha hoş bir görünüme kavuşturulmuştur. Kafesinde ailece dinlenebilirsiniz.

Sirkeli Höyüğü :
Sirkeli höyüğünün M.Ö. 13. yy’da Hititlerden kaldığı sanılmaktadır. Kaya üzerine işlenmiş 2 adet kral rölyefinin Hitit kralı Muvattali’ye ait olduğu ve Muvattali’nin Kadeş Savaşına giderken buradan geçtiğinin işareti olarak bilinmektedir.

Kurtkulağı Kervansarayı : Kurtkulağı Kervansarayı, Hüseyin Paşa tarafından 1711’de yaptırılmıştır. Menzilhan olarak da bilinen kervansaray Eski Halep yolu üzerindedir.

Tumlu ( Dumlu ) Kalesi : Tumlu Kalesi, 12. yy.’dan kalma bir kale olup çevreye hakim bir tepeye kurulmuştur. Kalenin çevresi 800 metredir. 8 adet burç, kaya mezarları, sarnıçlar ve mahzenler dikkati çekmektedir.

Kurtkulağı Türbesi : Ayrıca bu kasabada 1601 yılında Haydar Ağa adında zengin bir vatandaş tarafından Kurtkulağı Türbesi yaptırılmıştır.

Durhasandede Türbesi : Durhasandede Türbesi 18. yy.’dan kalma tek kubbeli, kare planlı, küçük kargir bir türbedir. Ermiş bir zata ait olduğu sanılmaktadır.

Abdulkadir Ağa Camii : Abdulkadir Ağa Camii Ceyhan’ın merkezindedir. yılında Abdulkadir Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Ağaçpınar Tesisleri : Ağaçpınar tesisleri Ağaçpınar Köyü yakınında bir dinlenme mekanıdır. Çevresi ağaçlık olup mesire yeri olarak ilgi çekmektedir.

23-11-2007, 13:37
--------------------------------------------------------------------------------

beledİye Ve Belde Beledİye BaŞkanlari

hÜseyİn SÖzlÜ
ceyhan Beledİye BaŞkani

ahmet Eker
bİrkent Belde Beledİyesİ

kamİl Sari
bÜyÜk Mangit Belde Beledİyesİ

yaŞar Şenal
doruk Belde Beledİyesİ

murat YÜrÜk
hamdİllİ Belde Beledİyesİ

menderes BİÇer
mercİmek Belde Beledİyesİ

erol Kahraman
sarimazi Belde Beledİyesİ

talat Dayan
kurtkulaĞi Belde Beledİyesİ

duran Aytuttu
kurtpinari Belde Beledİyesİ

mustafa Bayar
kÖsrelİ Belde Beledİyesİ

zafer TopaloĞlu
mustafabeylİ Belde Beledİyesİ

mustafa KocadurmuŞ
saĞkaya Belde Beledİyesİ

23-11-2007, 13:40

Kaymakamlar

--------------------------------------------------------------------------------

ADI SOYADIGÖREV YAPTIĞI YILLAR

H.Ragıp UĞURAL 1950-1951
Kamuran TUMAN 1951-1953
Ziya KASNAKOĞLU 1953-1955
Tahir GENÇAĞA 1955-1956
H.Kasif ÜNAL 1956-1958
Teyfik İMSEL 1958-1960
Bekir ÖZTÜRK 1960-1961
Özer ÖZMEN 1961-1963
Raci ARGAT 1963-1965
Kazım PAMUK 1965-1968
Hüsmen ERDOĞAN 1968-1970
Cafer EROĞLU 1970-1973
İ.Nihat ÖZGEN 1973-1978
Osman DEMİR 1978-1978
Yılmaz YOLCU 1978-1980
Alim KOÇER 1980-1983
Halil TİRYAKİ 1983-1986
A.Hami ARITÜRK 1986-1988
Ahmet Refik TEKEREK 1988-1991
Tamer ERSOY 1991-1993
Şükrü KOCATEPE 1993-1995
Mehmet ÖKLÜ 1995-2000
M. Selman YURDAER 2000-2005
Ayhan BOYACI 2005- Devam Ediyor


admin
Açık Profil bilgileri
admin - Özel Mesaj gönder
admin´ait bütün Mesajları arattır

23-11-2007, 13:44

Tarim Durumu

--------------------------------------------------------------------------------

TARIM DURUMU

Toplam Yüzölçümü : 1.423.500 Dekar
Tarıma Elverişli Arazi : 1.117.000 Dekar
Kıraç Kültür Arazi : 275.289 Dekar
Sulu Tarım Arazisi : 656.272 Dekar
Kuyu Suyu ile Su.Tar.Ar. : 185.439 Dekar
Bağ-Bahçe-Sebze : 5.283 Dekar
Mera : 37.363 Dekar
Arazi Sulamasında
Yararlanılan Kaynaklar : 1Nehir , Ceyhan Nehri-Aslantaş Barajı
Kaynaklı Sulama Ağı- Kuyu Suyu
Ekişler ve Verim Durumu
Buğday : 890.000 Dekar 400.500 Ton
Arpa : 10.000 Dekar 3.500 Ton
Mısır 1. Ürün : 110.000 Dekar 88.000 Ton
Mısır 2. Ürün : 30.000 Dekar 18.000 Ton
Pamuk Sulu : 60.358 Dekar 33.159 Ton
Pamuk Kuru : 50.600 Dekar 5.000 Ton
Soya 1. Ürün : 46.079 Dekar 33.000 Ton
Soya 2. Ürün : 200.000 Dekar 62.000 Ton
Yer Fıstığı 1. Ürün : 15.000 Dekar 6.750 Ton
Yer Fıstığı 2. Ürün : 10.000 Dekar 3.500 Ton
Kavun-Karpuz : 25.000 Dekar 125.000 Ton
Soğan : 1.000 Dekar 2.000 Ton
Patates : 3.000 Dekar 9.000 Ton
Ayçiçeği : 71.960 Dekar 1.709.659 Ton
Bağ-Bah. (Zeytin,Bağ,Kayısı: 12.255 Dekar

Hayvan Mevcudu
Büyük Baş : Kültür Irk Sığırı : 410 Baş
: Melez Sığır : 16.352 Baş
: Yerli Sığır : 610 Baş
: Manda : 45 Baş
: Toplam : 17.417 Baş
Küçük Baş : Koyun : 14.520 Baş
: Keçi : 4.100 Baş
: Toplam : 18.620 Baş
Kanatlılar :Tavuk, Hindi, Kaz : 52.125 Baş
At : 198 Baş
Merkep : 120 Baş
Toplam : 218 Baş
Arıcılık : 1.710 Adet Kovan

Tarımsal Kuruluşlar
İlçe Tarım Müdürlüğü
Tarım İşletmesi Müdürlüğü (TİGEM)
DSİ. Kuruluşları
T.M.O. Müdürlüğü
Orman İşletme Şefliği
Köy Tarım Kredi Kooperatifleri
(İnceyer, Dağıstan, Burhanlı, Sağkaya, Kösreli, Sarımazı, Mustafabeyli, Kurtkulağı, Doruk, Mercimek, Yeşildam, Ceyhan, Hamdili

Tarımsal Amaçlı Sulama Birlikleri (Gazi Sulama Birliği, Ceyhan Sulama Birliği,
Kösreli Sulama Birliği, Mustafabeyli Sulama Birliği, Nurdağı Sulama Birliği)

S.S.Tarımsal Kalkınma Kooperatifileri Sağkaya SS.Tarımsal Kalkınma
Kooperatifi (Elmagölü, Kurtkulağı, Birkent-Ceyhanbekirli, Sarımazı, Değirmenli)

Tarımsal Oda ve Dernekler (Ziraat Odası, Ceyhan Tarımını ve Çalışanları
Kalkındırma Derneği)

T.C. Ziraat Bankası
Çukobirlik
Çiftçiler Birliği
Köylere Hizmet Götürme Birliği

Ceyhan Hakkında Bilgiler - YURDUMUZU TANIYALIM

CEYHAN’DAKİ TARİHİ YER VE YAPILAR

1 yorum:
CEYHAN’DAKİ TARİHİ YER VE YAPILAR



ABDULLADİRAĞA CAMİ

Bu cami Ceyhan’a ilk yerleşen Nogaylardan Abdulkadir Ağa tarafından 1868 yılında yaptırılmıştır.1946 yılında minaresi eklenmiştir. Ulu Cami diye de bilinen cami 27 Haziran 1998 depreminde hasar görmüştür. Ceyhan’ın en eski camisi olan bu yapının günümüzde tamiratı devam etmektedir.



KAZANKAYA KALESİ

Ceyhan’a bağlı Kurtkulağı Köyü yakınlarındadır. Kale,Asur,Pers,Roma,izlerini taşıyan bir kalıntıdır. Halep kervan yolunu korumak için karakol olarak yapılmıştır. Kalenin kuzeydoğu eteklerinde Abbasilerden kalma kaya mezarları ve çeşmeler bulunmaktadır.

Bugün kalenin bulunduğu yer yeşil alan yapılmış olup iyi bir mesire yeri olmuştur. Buralardaki kaya mezarları ise halk tarafından ziyaretgah gibi kullanılmaktadır.


KURTKULAĞI KERVANSARAYI VE CAMİİ

Kurtkulağı Kervansarayı, 1711 yılında Hüseyin Paşa tarafından yaptırılmıştır. Ceyhan’ın Kurtkulağı Köyü’nün 1 km. kuzeyinde,eski Halep kervan yolu üzerindedir. Mimarı Mehmet Ağa’dır.

Eser Selçuklu Kervansarayları tipindedir.

Boyutları23.60 * 45.75 m.dir.

Giriş kapısı doğrudan olup,odaları beşik tonozla örtülüdür.

Kurtkulağı “Menzil Hanı” ismiyle de adlandırılır.

Kurtkulağı Camisi’ni,kapısındaki sekiz satırlık hitabeyi okuduğumuzda, 1901 yılında Haydar Ağa adlı zengin bir vatandaşın yaptırdığı anlaşılıyor.

İki kubbeli bina yontma taşlarla yapılmış olup avlus revaklıdır.


DURHASAN DEDE TÜRBESİ

Durhasan Dede Türbesi’nin kesin yapılış tarihi bilinmemekle birlikte XVIII. y.y İlk çeyreğinde yapıldığı söylenebilir.

Durhasan Dede Türbesi, kare planlı küçük kargir bir bina olup,tek kubbelidir. Türbenin ana kapısı üstündeki kitabede türbenin 1871 yılında Abidin Efendi tarafından tamir edildiğini anlıyoruz.

Türbenin bulunduğu yerde Türkmen bektaşilerinin yaşadığı bir köy vardır. Durhasan Dede’nin bir adı da “Yanyatır”dır. Bu kola mensup tahtacıların piri olan dedenin türbesi,bölgedeki alevi ve bektaşilerin ziyaret merkezidir.

Durhasan Dede 4. Murat’ın şeyhlerindendir. Büyük hükümdar 4.Murat , Bağdat Seferi esnasında Misis’in Havraniye semtinde otağ kurduğu zaman Durhasan Dede padişahı görmüş,ona seferinde başarılı olması için dua etmiştir.


TUMLU KALESİ

Ceyhan’a 17 km. mesafede yüksek bir tepenin üzerine kurulmuştur. Sağlam kalmış bir kaledir. Kalenin çevresi 800 m.dir. Sekiz tane burcu ve doğuya açılan bir tek kapısı vardır. Ovaya bakan gözetleme kulesi,ayrıca savunma hendekleri ve surlar bulunmaktadır. Kale içerisinde bazı yapı ve mahzen kalıntıları vardır. Tepenin çevresinde ise kaya mezarları ve barınaklar dikkati çeker.



YILAN KALESİ

Adana ve Ceyhan arasında birden yükselen Ceyhan Ovasına hakim tepe üzerine kurulmuştur. İç Anadolu’dan gelip Gülek Boğazı yoluyla Adana ,Misis, Payas ve Antakya’dan geçen tarihi kervan yolunun üzerinde bulunan kaleler zincirinin bir halkasını da Yılankale oluşturur. Bu kalenin hangi tarihte kimler tarafından yapıldığı bilinmemekle birlikte,kalenin yapı özelliğine bakıldığında Bizans devrine ait olduğu kanısı uyanmaktadır. Ortaçağda yapıldığı tahmin edilen kalenin Haçlılar zamanında da yapılmış olması muhtemeldir. Kale,dıştan 700 m kadar çevresi olan 2’şer katlı sekiz burçla tahkim edilmiştir. Burçlar ve araları tamamen mazgallı olup ,bu mazgalların ortaları ,ateş etmek için deliktir. Kalenin bedenleri adeta dantel gibi işlenmiştir. Kalenin güneye bakan bir demir kapısı vardır. Kale içindeki büyük meydana her yönden bir merdiven inmektedir. Böylelikle meydandan kalenin her yönüne gidiş geliş kolay olmaktadır.


ANAVARZA KALESİ

M.Ö. I. Yüzyılda başlayan tarihi, çok karışık ve zengindir. Yöreye en hakim tepenin üzerine kurulmuştur. Çevredeki en gösterişli kaledir.

Anavarza Kalesi,Asurlular’dan kalma bir şehir yıkıntısı üzerine Romalılar tarafından kurulduysa da M.S.561 yılında vuku bulan bir depremde yıkılmış fakat Harun Reşit döneminde tekrar yapılmıştır.



H-SİRKELİ RÖLYEFİ

Ceyhan’a 3 km. uzaklıktaki Sirkeli Köyü’ndeki Hititlerden kalma Rölyef Anadolu’daki en eski Hitit kaya kabartmasıdır. Bu rölyef Hitit Kralı Muvatalli’nin Kadeş savaşına giderken Ceyhan Nehrini geçtiği belirten bir anıttır.



CEYHAN’DA EĞLENCE VE MESİRE YERLERİ

TATARLI ÇAMLIĞI

Tatarlı Çamlığı, Ceyhan’a 13 km. mesafede kurulmuş güzel bir eğlence ve mesire yeridir. Tatarlı Çamlığı 20-25 dönüm genişliğindeki çam ağaçlarıyla kaplı alandan ibarettir. Tatarlı da alabalık tesisleri mevcuttur.


AĞAÇPINAR TESİSLERİ

Ağaçpınar Tesisleri Ceyhan’a 15 km. uzaklıktadır. Ağaçpınar da alabalık tesisleri bulunmaktadır. Bu tesisler, Ağaçpınar Köyü Muhtarlığınca işletilmektedir. Tesisler birinci sınıf eğlence yerlerindendir. Tesislerde bulunan havuzlardaki hayvan figürlü çeşme tarihi özellik arz eder.



KURTKULAĞI MESİRE YERİ

Kurtkulağı Mesire yeri Ceyhan’a 15 km, Kurtkulağı Kasabasına ise 1 km. uzaklıktadır. Kazankaya Kalesi’nin harabelerinin bulunduğu mekanın ağaçlandırılmasıyla halkın beğenisine sunulmuştur. Hafta sonu iznini geçirmek isteyenler için bulunmaz bir mekandır. Alanı oluşturan Çamlık içerisinde bir de türbe mevcuttur.


İNCİRLİK TESİSLERİ

İncirlik kasabası , Ceyhan’a 20 km. mesafede deniz kıyısında kurulmuş güzel bir kasabadır. Bütün Türkiye’nin tanığı BOTAŞ Tesisleri bu kasabada sınırları dahilindedir. İncirlik Kasabası tanıtımı ve yatırımı iyi yapılmadığı için , masmavi denizi , altın sarısı kumsalları olmasına rağmen sadece iç turizme hitap etmektedir. Yaz aylarında yerli turistlerle dolup taşar.

İncirlik Kasabası’nın tanıtımı iyi yapıldığı takdirde denizi ve kumsalıyla, tarihi mekanlara olan konumuyla turistlik bir mekan olabilecektir. İncirlik de kurulan küçük tesisler konaklama tesislerinden ziyade balık lokantalarıdır. Güneyin en meşhur balıklarından olan lagos avcılığı bu sahillerde yapılıp, yine bu sahillerde kurulu balık lokantalarının ustaları tarafından hazırlanarak meraklısına ikram edilmektedir.

İncirlikte tatil yapanlar genellikle buraları bilen insanlardır. Tatilciler genelde çadırlarda konaklamaktadır.

Tarihi yer ve Yapılar

Hanlar & Kervansaraylar

1 yorum:
Hanlar ve Kervansaraylar

Gerek Adana merkezinde ve gerekse il sınırları içinde bulunan başlıca han ve kervansaraylar; Tuz Hanı, Adana Bedesteni, Gön hanı, Kurtkulağı kervansarayı ve Misis kervansarayıdır.



Gerek Adana merkezinde ve gerekse il sınırları içinde bulunan başlıca Han ve kervansaraylar; Tuz Hanı, Adana Bedesteni, Gön hanından geriy kalan kapısı, Ceyhan ilçesinin kurtkulağı beldesinde bulunan Kurtkulağı kervansarayı ve Misis Köprüsünün yanı başında artık tamamıyla yok olmak üzere olan Misis kervansarayıdır. Bu eserler dışında az da olsa kalıntısı olan ve cüzi bilgiye sahip olduğumuz kervansaraylarıda bu sayfada aktaracağız.

Kurtkulağı Kervansarayı

Adana-Halep kervan yolu üzerindeki Kurtkulağı Menzilinde bulunan kervansaray, bir Osmanlı menzil handır. Kervansaray bir kale sağlamlığında gayet kalın ve sağlam duvarlara sahiptir.

Misis Kervansarayı

İki kısımdan oluşan Misis kervansarayının birkaç duvarından başka hemen tüm bölümleri yıkılmış durumdadır. >> Devamı


Gön Hanı Kapısı

Adana Arastası ile yanyana olan Gön Han'ın dan geriye bugün sadece bir kapı kalmıştır. >> Devamı

Bedesten

Mimari tarzına göre 16. yüzyılda yapıldığı düşünülen Adana Bedesteni, kitabesine ise göre 1267 H. (1850) tarihinde Kel Hasan Paşa tarafından onartılmıştır. Bugün Bedesten içinde yer alan dükkanların hemen hemen tamamı mimari özelliklerini ne yazık ki kaybetmiş durumdadır. Bedesten civarı, ticari anlamda halen Adana ekonomisindeki önemini korumaktadır. >> Devamı

Tuz Hanı

Tuz Hanı'nın günümüze ulaşan bölümleri Vakıflar Bölge Müdürlüğünce kiraya verilmiştir. Arsasında tek katlı dükkanlardan oluşan ve Vakıflar Çarşısı-Tuz Hanı adı verilen bir çarşı bulunmaktadır. >> Devamı

Karataş Menzil Hanı

Karataş kazasının Pazar Yeri ismi verilen denize nazır tepe üzerinde bulunan Menzil Hanı, bugün tamamen harabe halinde olup Belediye tarafından istimlâk edilerek içine evler yapılmıştır. Mevcut kitabesinden hanın, 1017 H. (1608 tarihinde Mir Ali isminde birisi tarafından yaptırılmış olduğu anlaşılır. Hanın Batı kısmında yarıdan fazlası temel hizasına kadar yıkılmıştır. Buna mukabil Güney kısmına iki tane yeni bina yapılmış olan hanın, Kuzeyde bulunan cümle kapısı ve Doğu kenardaki mekânların bir kısmı sağlam vaziyettedir. Ortada uzun bir avlu ve bu avlu etrafında sıralanan odalardan meydana gelmiş olan han dikdörtgen plânlıdır.

Soluhan Kervansarayı

Kozan ile Feke karayolu üzerinde Suluhan Yayla’sındadır. Eski Kozan-Kayseri kervan yolu üzerindedir. Ortaçağ'dan kalma bir menzil hanıdır. Anadolu Selçuklu-Osmanlı mimari özelliklerini taşıyan bu kervansaray, çok harap bir durumdadır. Bakıldığında tarihi bir eser olduğu anlaşılmakla beraber nerede ise bir oda büyüklüğünde bir yıkıntı kalmıştır.

Kesirhan

Adana’nın Karaisalı ilçesine bağlı Altınova köyünden geçerekek gidilir. Karaisalı ilçesinin Kapı kaya mevkiinden 4 km sonra Altınova köyünün içinden geçilerek gidilir. Köye uzaklığı 1 km. civarındadır. Oldukça metruk durumda olan yapının sadece ayakta kalan kısmı dört bir yanını çevreleyen duvarlardır. Adana'nın meşhur sıcaklarında bile kapılarında oldukça esintili bir havanın oluşması ilgi çekicidir.


www.adanadan.biz :: Hanlar & Kervansaraylar